ÇAYCUMA ’nın KİTABI ’na dair... (11.07.2003)

Çaycuma, 28.3.2001

ÇAYCUMA ’nın KİTABI ’na dair...


“Çaycuma” kitabı çıkmış, Yazarı Hasan ATAMAN. 1987 den beri Çaycuma’da yayınlanan ve benimde yıllarca gönüllü destek olduğum “Demokrat Çaycuma” gazetesinin sahibi. Hemşehri ve arkadaş olduğunu düşündüğüm Sayın Ataman’ın, kitabı incelemeye değer. Çünkü, Ataman’ın uzun zamandır adım adım uyguladığını hissettiğim ve son zamanlarda ise emin olduğum, çok da sakıncalı bulduğum bir amacı, su yüzüne çıkmış.
Kitabın amacı şu; GERÇEKLERE VE OBJEKTİFLİĞE DAYANAN DEĞİL DE, ATAMAN’IN KENDİSİNİN HOŞUNA GİDEN VEYA KENDİ DÜNYA GÖRÜŞÜNE UYGUN “ÇAYCUMA TARİHİ VEYA ARŞİVİ” yaratmak hayali. Objektif ve çok ehil bir yazar olduğunu beyan eden, aydın bir basın mensubu ve araştırmacı, tarihçi yazar kimliği sergilemeye çalışan ve yaptığı işten dolayı bana göre bir çeşit kamu görevlisi sayılması gereken Hasan Ataman’a bu tavırlar yakışmıyor. Gerçi Atamanın bu tavrının yeni olmadığı, gazetelerine göz atınca da anlaşılıyor. Denilebilir ki ATAMAN, 1987 yılından beri uyguladığı yöntemle başarılı da olmuş. Kendi özel gözlüğüyle süzdüğü seçme bilgiler, haberler, yorumlardan oluşan arşivini bile oluşturmuş. Keşke Çaycuma’nın bir iki gazetesi daha olsaydı.
Sayın Ataman, son olarak kimsenin tavuğuna kimsenin “kışşşt” denmediği Çaycuma’da meydanı iyice boş bulup, Çaycuma’nın Kaymakamından Esnaf Odasına kadar, bir çok kurum ve kuruluşun yardımını alarak, ortaya “Çaycuma Tarihi”ni anlattığını iddia eden bir kitap çıkararak, amacını gerçekleştirme yolunda yeni ve çok önemli bir mevzi elde etmiş.
“Çaycuma” kitabı “kasıtlı” ve “tek yanlı” hazırlanmıştır. Dolayısı ile objektif değildir. Dolayısı ile Çaycuma tarihi hiç değildir. Yanlıştır, yanlışlar kasıtlıdır. Noksandır, bilerek noksan yapılmıştır. Taraflıdır.
Çaycuma adına yayınlanan kitabın bir her şeyden önce “TARAFSIZ BİR YAYIN KURULU” olmalı idi. Ya da arkasında bu destekler olmamalı idi.
Savunma olarak denilebilir ki; zaten bu kitap daha önsözünde “anlatılacak daha çok şey olduğunu” baştan söylüyor. Denilebilir ki “eksikliklerini, hatta yanlışlıklarını içinde barındırdığını” kendisi kabul ediyor.” Hayır asla masum eksikler değildir, tarih adına kabul edilemez. Şöyle ki;
Bir kere konular, gerçeklere göre ve tarihçi mantığı ile seçilmemiştir. Olaylar, kişiler, dönemler cımbızla ayıklanarak Sayın Ataman’ın göstermek istediği gibi tasarlanmıştır. Çaycuma hakkında bilgisi olmayan insanların kafalarında “özellikle Atamanın istediği bilgilerden oluşan yanlış imaj oluşması” istenmiştir. Eksik ve yanlışlar, önsözdeki gibi masum değildir. Ve maalesef kuruluşlarımız, “Çaycuma” yı anlatacak zannettikleri bu kitaba basılmadan destek olduklarından daha baştan aldatılmıştır. Ben, kitabın çıkmasına destek olan kuruluşlarımızın böyle bir sonucun ortaya çıkacağını baştan bilmeleri halinde, kitaba destek olmayacaklarına inanıyorum. Güven kötüye kullanılmıştır.
O kadar çok noksan ve yanlış var ki, kitabın kasıtlarına ve yanlışlarına ilişkin bir kitap büyüklüğü tutabilir. Ama benim işim yazarlık değil. Sessiz kalarak razı olmam da şüphesiz söz konusu değil. Sayısız yanlıştan ve kasıttan, -tamamını burada yazma olanağı bulunmadığından-, kamuoyuna bir iki tanesini göstereyim ki, Ataman tarafından oynanmak istenen senaryo ve benim gösterdiğim tepki anlaşılsın . Şöyle ki;
Kitapta yakın tarihe ilişkin verilen bilgiler, sanki eski CHP’nin veya tek parti döneminin icraat raporu gibi.
Kitaba göre, Çarşı ile istasyon arasındaki yol 1948 de yapılmış, kapalı Pazar yeri, genel tuvalet, şehir içme suyu 1949 da, okullar 1950 den önce yapılmış, ve o tarihten sonra Güzelleştirme Cemiyeti haricinde hiç kimse hiçbir şey yapmamış. Sonrasına ait bir bilgi yok. Sanki şimdiki Çaycuma 1950 den önce CHP döneminde yaratılmış. Dehşet verici bir durum. İnsan düşünüyor; Tarih öncesi dönemlere ait bilgiler bile bulunan kitapta, Çaycuma’nın, son 50 yılında olup bitenler için kaynak bulunamamış mı acaba? Yoksa özellikle bazı dönemlerin ve kişilerin üstü mü örtülmüş? Bazısı da özellikle mi parlatılmış?
Örneğin kitapta(S:54,55), 1957 yılına kadar Çaycuma’da elektrik enerjisi olmadığı söyleniyor, ama elektriğin hangi şartlarda ve kimler tarafından getirildiği yazılmıyor. O dönemde elektriği getiren iktidara, Çaycuma Kaymakam ve Belediye Başkanı’na ait hiçbir bilgi yok, ama dönemin Valisinin adı var. Ortaokul Müdürü Vedat Keçecigil’in bile adı var, ama sırtında enerji nakil kablosu taşıyan zamanın Kaymakamı rahmetli Halit Tokullugil’in adı yok.
Ömrünü Çaycuma’ya ve Belediyeciliğe hasreden, 15 yıl Çaycuma’ya sayısız ve büyük hizmetleri olan Nihat Kantarcı ve o dönemlerdeki çalışma arkadaşları yok. Sadık Tekin Müftüoğlu yok, Abdullah Kalaycı yok, Kenan Aydın yok, Gökhan Veli yok, Metin Yurtbay, Güneş Müftüoğlu yok. Bir çok insanın adı yok. Unutulacak insanlar ve dönemler değil ki bunlar. (Okul yıllığındaki gibi fotoğraflardan bahsetmiyorum.)
Yine temeli Adalet Partisi iktidarında dönemin Sanayi Bakanı tarafından atılan, açılışı aynı dönemde yine aynı iktidarın başbakanı Süleyman Demirel tarafından yapılan Seka Kağıt fabrikasının, Çaycuma kitabına bakılırsa, o iktidarın milletvekili ile, Belediyesi ile, Başbakanıyla, hükümeti ile sanki hiçbir ilişiği yok.(S:121-126) (Karınca duası gibi dip nottaki “Seka Postasından alıntıdaki” temel atma törenine ait notlar hariç) Seka’nın, açılıştaki Muhasebecisi Fikret Balaban’ın adına kadar her türlü ince ayrıntı var ama, tesisi yapan, açılışı törenine gelen dönemin Başbakanından ve diğer görevlilerinden eser yok. Bu da gözden kaçmış olabilir mi acaba
? Acaba, 35 sene önceki Seka fabrikasının yapımı bu kitapta, şimdilerdeki SSK Hastanesi Yaptırma Derneği örneğinde olduğu gibi, bu saatten sonra birilerine mi mal edilmeye çalışılıyor? (SSK Hastanesi Yaptırma Derneğinin şu andaki yönetim kurulu üyesi Hasan Ataman’ın, bu kitapta ve kendi gazetesinde arada bir yayınladığı dernek bildirilerinde, yakında bitecek olan SSK hastanesinin neredeyse mevcut dernek yönetimince yaptırıldığı iddia ediliyor. Devlet bakanı Hasan Gemici ‘nin de adı yok) Ama tesadüf ki, kitabın sonundaki röportaj, Sayın Ataman’ın tarihi değerdeki bilgilerinin(!) eksiklerini tamamlıyor. Rahmetli Zeren, fabrikanın her şeyinin kendi icraatları olduğunu ifade ediyor, komikliğe bakın ki buna karşılık ancak temel atma ve açılışının kendilerine nasip olmadığını söylüyor. Yorum okuyucunun.
Bir diğer büyük yanlış, kitabın tasarım şeklindedir;
336 sayfalık ”TARİH” kitabının 118 sayfası (1/3 ünden fazlası) çok değerli rahmetli Mustafa Zeren’le yapılan röportaja ayrılmıştır. Rahmetli Zeren, çok sevdiğim ve saygı ile andığım, Çaycuma için önemli bir büyüğümdü. Röportajda Çaycuma’ya ait önemli bilgiler vermektedir. Ancak, “ÇAYCUMA TARİHİ” rahmetlinin anlattıklarından ve onun gördüğünden, duyduğundan, yaşadığından ibaret değildir. Çünkü Zeren, siyasi bir kişiliktir. Dolayısı ile her olay da şüphesiz, rahmetli Zeren’in röportajda anlattığı gibi de olmayabilir. Objektif olamayacağı çok açıktır. Hatta anlatılan olaylar bazen anlatılanın zıddıdır.. Dolayısı ile “ÇAYCUMA TARİHİ” ni anlattığını söyleyen böyle bir kitaba, bir tarih kitabına, siyasi bir röportaj konulmamalı idi. Velev ki konuldu, antitezi de olmalı idi.
Bu kitap, bir tarih kitabı olmayıp,
a) Rahmetli Mustafa Zeren’le (uzun yıllar CHP ilçe Başkanı, Belediye başkanı ve daha sonra Belediye Başkan adayı, TSO kurucusu ve Meclis Başkanı) yapılan mülakatın ve anıların genişçe yer aldığı,
b) Rahmetli Maksut Çavdar’ın (CKMP ve MDP gibi muhtelif partilerin İlçe Başkanı, önce Bağımsız Belediye Başkan adayı, daha sonra ANAP Belediye Başkanı aday adayı, TSO Başkanı, Çaycuma’yı kalkındırma ve Güzelleştirme, Cami Yaptırma, Atatürkçü Düşünce vs. dernek başkanlıkları, vs ) sipariş üzerine kendi eliyle kaleme aldığı ve vefatından sonra Atamanın gazetesinde yayınlanan anılarını, bir araya getiren,
c) Geri kalan kısmı, Hasan Ataman tarafından derlenen ve özellikle yakın tarihte ait bölümleri, doğruluğu meçhul ve yanlı anlatımlara dayanan,
bir HATIRA KİTABIDIR..
İçeriğin böyle olmasının bana göre zararı yoktur. Ama bir şartla; kitabın Çaycuma Tarihi kitabı değil, anı kitabı olması kaydı şartıyla. Gerçi bunun için bana göre vakit geçmiş değil, İsim, kapak ve önsöz değiştirilerek kitap amacına uygun hale getirilebilir
Bahis konusu insanlar, yaşadıkları dönemde zaman zaman birbirleri ile, zaman zaman yan yana başkaları ile sosyal alanda ve siyaset sahnesinde mücadele etmiş insanlardır. Çaycuma’nın yakın tarihi, taraf oldukları da açıkça bilinen bir-iki kişinin anlattıkları ile kayıtlara geçirilemez, resmileştirilemez.
. İkincisi ve çok daha sakıncalı husus ise, kitapta böyle bir röportajın yanında başka röportajlar ya da karşıt görüşler olmamasıdır.
. Tarafsız yazılması gereken bir tarih kitabında, tez-antitez bir arada olmalı idi. Bu prensip arandı mı, peki? Hayır, ben Sayın Ataman’ın objektiflik kaygısı taşıdığını artık sanmıyorum. Çaycuma’da ne yazarsan yaz, nasıl olsa kimseden ses çıkmıyor. Bu yüzden kitaba zıt bir görüş koymaya gerek görmemiştir.
Bir başka sakınca,
Bir an düşünelim; maaş bile ödeyemeyen Çaycuma Belediyesinin fonksiyonlarını görmek üzere, bu gün bir dernek kurulması ve bu derneğin yol vs. belediye görevlerini üstlenmesi kabul edilebilir mi?
Kabul edilemez değil mi?
Ama kitapta, Çaycuma’nın bazı ileri gelenlerinin kurdukları, birleştirici amacı olan, sonra (kitaptaki ifadeyle “görülen lüzum üzerine”) amacından saparak 1960 ihtilali sonrası ara dönemde ve sonrasında “Çaycuma Belediyesine alternatif olarak” organize olan ve hatta Belediye ile çatışan “Çaycuma’yı Kalkındırma ve Güzelleştirme Cemiyeti” ve “cemiyetin icraatı” kitapta uzun uzun anlatılmış.(S:55-60) Buna karşılık, kentin oluşumunda, gelişmesinde ve de sürdürülmesinde tek görevli ve sorumlu olan ve dolayısı ile EN ÇOK ANLATILMASI GEREKEN “ÇAYCUMA BELEDİYESİ” ne ve Belediye icraatlarına nedense hemen hemen hiç değinilmemiş. (Önsözünde ve arka kapağında kent kavramına ilişkin kocaman kocaman laflar edilmesine rağmen.)
Çelişkiye bakın, Belediyesiz kent olur mu? Kitapta Çaycuma kentinin(!) mutlaka iyi ya da kötü belediyesi ile anlatılma mecburiyeti vardı
Son bir örnek daha vereyim; “30.Sanayi ve Ticaret” başlığı altında yer alan bölümde (S:112-155) “Başlıca Sanayi Kuruluşlarımız” adı altında yine hoş bir tesadüf veya bir tuhaflık var. Bu bölümde kitabın başında sayılan “KİTABA MALİ DESTEK SAĞLAYAN FİRMALAR” dışında başka bir firma bulunmamaktadır. Talihsizliğe bakın ki, sadece Çaycuma’nın tarihinde olması gereken kişiler ve olaylar değil, kitaba mali destek sağlamayan firmalar da, Sayın Ataman tarafından kitapta zikredilmeyerek cezalandırılmıştır(!) Kitapta yer alan birkaç kuruluş acaba kendilerini yalnız hissediyorlar mı bilemem., ama bir çok Çaycuma firmasının kitapta yer alamamaktan bir şikayeti olacağını sanmıyorum.
Bu durumlar, tarih yazmada kitap yazarının ne derecede inanılır ve güvenilir olduğunu apaçık ortaya koymaktadır. Tarih yazmaya kalkışan kişinin de kim olduğunun da önemi bu olayla bir kez daha ortaya çıktığını düşünüyorum.
Sayın Ataman, yaptığı işin önemli bir kamu görevi olduğunu çok iyi bildiği halde, objektifliği de kimseye bırakmadan(?) dünya görüşüne uymayan ve hoşuna gitmeyen kişileri, olayları, dönemleri, kurumları, firmaları görmezden gelerek, cımbızla ayıkladığı kişi ve olayları ön plana çıkararak, kasıtlı ve yanlış bir “ÇAYCUMA TARİHİ VE ARŞİVİ” oluşturmaya çalışmaktadır. Bir gün olayları bilen kişiler yok olduğunda, güya “HASAN ATAMAN GERÇEKLERİ” ile baş başa kalınacağını zannetmektedir. Elbette o zaman bu kitap bazılarının “baş ucu kitabı” da olur. Ne cinlik değil mi?
Ama devir, artık eskisi gibi değil. “kurnazlıklar” bugün kişisel tatmin dışında fazla işe yaramaz. Şimdilerde bilginin kaybolması ya da çarpıtılması eskisi gibi kolay değil. Bilgi kimsenin tekelinde de değil. Zamane Evliya Çelebiliğine ihtiyaç da yok.
Bu arada ön sözde teşekkür edilen kitaba destek veren kuruluşlar ise, farkında olmadan “propaganda” malzemesi olmamalıdırlar. (Bartın gazetesi dahil) Çaycumalılar ve kitaba destek olan kuruluşlar, geçmişlerini doğru öğrenmek ve öğretmek istiyorlarsa, bana göre bu kitabın dağıtılmasına engel olmalıdırlar, hiç değilse desteklerini geri çekmelidirler.
Özetle, hiç kimsenin ve kuruluşun, geçmişi ve bugünü tarihleştirmek adına veya her ne ad altında olursa olsun, masum bir görüntü süsü vererek geçmişi ve bugünü tahrif etmeye hakkı ve yetkisi yoktur. Ahlaklı bir davranış ta değildir. Çoğu ebediyete intikal etmiş olan insanlarımızın ruhlarını ve onların ailelerini rahatsız etmenin alemi yoktur. Ve geçmişte kalması gereken çekişmelerin bu güne taşınmasının kimin işine yarayacağı da ayrı bir merak konusudur.
En son olarak, şayet objektif bir Çaycuma tarihi yazmak ihtiyacı varsa,
Çaycuma kuruluşları en başta Çaycuma Belediyesi ile bir araya gelerek, bir fon ve bir kurul oluştursun. Bilgiler, kaynaklarından derlensin. Kitaba resim vererek, bilgi vererek katkıda bulunan insanların isimleri de zikredilsin. Olaylarda adı geçenlerin varislerinden basım öncesi görüş alınsın. Çelişki doğması halinde bu görüşler de eklensin.


Saygılarımla
Bülent Kantarcı
İnş.Y.Müh.


Not: Bu yazıyı. hiç bir görüş, kişi ya da kuruluşun etkisi altında, yanında veya karşısında olmayı veya çatışmayı düşünmeden, geçmişte ve günümüzde Çaycuma’da yaşayan ve Çaycuma’ya az ya da çok hizmet etmiş kişi ve veya kuruluşların uğradığı veya bundan sonra hizmet edeceklerin uğrayacağı haksızlıkları bir parça önlemek ve onlara layık oldukları saygıyı ve değeri göstermek ve de, doğruların öğrenilmesini sağlamak, insanların yanıltılmasını önlemek için kaleme aldım.


Bu yazı: 873 kez okunmuş.